🎁 Biz Zaten Ölmek Için Yaşıyoruz Be Hayat Indir

YeniBaşlayanlar İçin ; Hayat Dersleri +18 Non-Fiction. Yeni Başlayanlar İçin , Hayat Dersleri. Bu kitabın baş rolündekiler sizlersiniz. 1- Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin, sevin ve kimseyle mukayese etmeyin. 2- Değerliliği karşı tarafın bakışlarında ve sözlerinde değil kendi içinizde arayın neyapıyoruz peki biz. çocukları neden öldürüyoruz, neden seviyoruz, neden kırıp kırılıyoruz. umut, hayal, çekilebilir kılmak günleri, mutlu olmak, mutsuz ölmek? ne kadar kilitli kaldın bu odada farkında mısın. ha dünya ha oda. kilitli değil miyiz burada, kapımızın altına bir not gibi mesela ölenlerden haber alabilsek BizSinerji yi çok severek kullanıyoruz emeği geçen tüm Sinerji çalışanına teşekkür ediyoruz. Hele hele bu zamanda yeni mesleğe başlamış meslektaşlar için mükemmel bir program her şey elinin altında. Eskiden biz zorlukları çekmişiz, Sinerji gerçekten çok emek isteyen bir program bu nedenle hepinize teşekkür ediyoruz. Hayathastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi. Erkek yorgun düştüğü için evlenir kadın merak duyduğu için. Sonunda ikisi de düş kırıklığına uğrarlar. - Oscar Wilde Yaşamak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça yorgunluğunuz artar nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler. iPhone iPad. Hay Day’e hoş geldiniz! Hay Day’de kendi çiftliğinizi kurabilir, balık tutabilir, hayvan yetiştirebilir ve vadide gezintiye çıkabilirsiniz. Kendi alanınızı istediğiniz gibi işleyebilir, size özel bir hale getirebilirsiniz. Burada çiftçilik hiç olmadığı kadar kolay ve eğlenceli! Bizzaten ölmek için yaşıyoruz be hayat. Linet (YENİ 10) 1. Ne Ağladım. 315 indirme. 2. İhtimal (Emre Kaşık Remix) 141 indirme. 3. CjVM. Koronavirüs salgını nedeniyle sosyal problem yaşayan yaşlı insanlara ücretsiz terapi uygulayan Uzman Psikolog Meleknur Alevcan, İsveç Lulea Teknik Üniversitesi tarafından verilen “Yılın Onur Ödülü”ne layık görüldü. Alevcan yabancı dillere olan ilgisi nedeniyle İngilizce dışında ikinci bir dil öğrenmek için Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı’na kaydolmuş. İnsanlara yardımcı olmayı gönülden sevdiği için, geleceğe dair yaptığı kariyer planlamasını buna göre hazırlayan genç, psikoloji okumaya karar verip burslu olarak Lulea Teknik Üniversitesi’ne başlamış. Yaşlıların yanı sıra geçtiğimiz haftalarda yaşanan İzmir depreminden etkilenen kişilerle de ücretsiz terapi hizmeti sunmuş. Down Sendromlular için garson olan, görme engelliler için kitap okuyan, yetimlere bakıcı ablalık yapan Alevcan yüzlerce insanın hayatına dokundu. Rusya ve Amerika’da da eğitimler alan Meleknur Alevcan ile eğitim macerasını ve virüs psikolojisini konuştuk. KORONAVİRÜS Dünyaya ilaç olduk53 ükeye tıbbi malzeme yardımı yapıldı OLAĞANÜSTÜ BİR KÜLTÜRLE HARMANLANDIM İsveç’te devletin sağlık politikalarını etkileyecek kadar yenilikçi bir yaklaşım olarak görüldü yaptığınız. Ödül de aldınız. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?İsveç’te koronavirüs pandemi sürecinde yaşlılara ve sağlık çalışanlarına yönelik verdiğim gönüllü terapi hizmetinden dolayı onur ödülünü almaya hak kazandım. Akademinin önde gelen isimleri, rektörümüz ve İsveç medyası bu duruma çok büyük ilgi gösterdi ve beni takdir etti. Fakat kendi perspektifimden baktığım zaman, böyle bir ödüle layık olacak kadar büyük bir şey yaptığımı düşünmedim hiç. Türk kültürü içinde doğup büyüdüğüm için aslında kendi kültürümüze göre ’zaten olması gerekeni’’ yaptığımı düşünüyorum. Ben yardımsever, çıkar gözetmeksizin ihtiyacı olanın elinden tutan, misafirperver, karşısındakini kendinden daha fazla düşünen olağanüstü bir kültür ile harmanlandım ve bu da kendi kişiliğimi şekillendirdi. Kaynağın kesinlikle bu olduğunu düşünüyorum. GÜNDEM Türkiye’nin yıldızı daha da parlayacak Gönüllü terapiye nasıl ve ne zaman başladınız? Seanslar online çevrimiçi olarak mı gerçekleşiyor?Gönüllü terapi vermeye koronavirüs pandemisinin başladığı ilk anlarda İsveç’teki yaşlı bakım evlerine ziyaretçi yasağı gelmesi ile başladım. Yaşlıların kendilerini aşırı derecede yalnız, izole olmuş ve depresif hissetmeleri hakkında bir haber okumuştum. O haber ile yalnız kalan ve yalnız ölmekten korkan yaşlıların endişelerini çok iyi anladım ve elimden geldiğince psikolojik destek vermek istedim. Tüm seanslar online gerçekleşiyor. Akıllı telefonlar, tabletler ya da bilgisayar aracılığıyla görüntülü arama şeklinde. DÜNYA Teşekkürler Türkiye Gerçek dost kötü zamanda belli oluyor, İtalya seni seviyor TEMEL PROBLEM YALNIZLIKYaşlı insanlar daha çok ne anlatıyor? Dert ve istekleri neler? Siz onlara ne öneriyorsunuz?İsveç’teki yaşlı insanların en büyük sorunu yalnızlık. Kültürel olarak bizim aile yapımızdan çok farklı, daha bireysel bir yapıya sahip oldukları için yaşlılar ile ailelerinin bağları zaman geçtikçe azalıyor. İstatistiklere bakıldığı zaman İsveç ve İskandinav ülkelerinde yalnız ölen yaşlı nüfus oldukça yüksek. Dolayısıyla bu yaşlı grup ile gerçekleştirdiğim terapilerde de benim gözlemlediğim en temel problem, yalnız ölmek istememeleri. Kendilerine artık ihtiyaç duyulmadığını düşünme, fiziksel ve psikolojik olarak pasifize olma, depresyon, anksiyete, fobiler de yaşlıların yaşadığı problemler arasında. Yaşlı insanların en büyük isteği, kendi aile bireyleri tarafından da onları merak edip arayıp soran birilerinin olması. Fakat maalesef çoğu bu duygudan mahrum bir şekilde yıllarını geçirmişken benim bir yabancı olarak ve ücret talep etmeden onları düşünmeme ve böyle bir terapi hizmeti veriyor olmama çok büyük şaşkınlıkla tepki veriyor ve tabii ki çok mutlu oluyorlar. Bu beni de mutlu ediyor. KORONAVİRÜS İngilizlerin gündemi Türkiye'nin yardımı Tarihte bir ilk Hedefleriniz neler? Şu an hem İsveç hem de İstanbul’daki kliniğimde psikoterapi hizmeti vermekteyim. Fakat koronavirüs dolayısıyla online terapi vermeye devam ediyorum. Terapileri İsveççe, Türkçe, İngilizce, Rusça ve Norveççe dillerinde yaptığım için uluslararası çalışıyorum. Yakın gelecek planlarım arasında da psikoloji alanında doktora eğitimime başlamak var. DÜNYA Pentagon'dan Türkiye'ye tıbbi yardım teşekkürü Örnek liderlikten dolayı müteşekkiriz Son olarak koronavirüs nedeniyle düzeni bozulan, hayatla ilişkisi kısıtlanan insanlara ne söylemek istersiniz?Unutmamalıyız ki bu problemi küresel çapta yaşıyoruz, yalnız değiliz. Bu süreçte kontrol edemeyeceğimiz durumlara odaklanmak yerine kontrol edebileceğimiz durumlara odaklanmamız çok önemli. Koronavirüs salgınını kontrol edemesek de salgına vereceğimiz tepkilerimizi ve düşüncelerimizi kontrol etmek bizim elimizde. Felaket senaryoları yazmak ya da bunun mevcut olduğu platformlarda gezinip anksiyetemizi tetiklemek yerine; olumlu düşünmek ve bu durumdan da alınacak birçok güzel ders olduğunu, üzerinde hiç düşünmediğimiz günlük rutinlerin bile aslında ne kadar değerli olduğunu fark etmek bizim elimizde. Bu sürecin de elbet bir gün geçeceğinin bilincinde olmalıyız. Sosyal mesafe, sosyal izolasyon anlamına gelmez. Mesafemizi koruyarak da sevdiklerimizle görüşebilir, gerekirse online platformlar üzerinden iletişimimizi sürdürmeye devam edebiliriz. Evde veya dışarıdaki müsait alanlarda yapacağımız düzenli egzersizler, Mindfulness gibi zihinsel rahatlatıcı alıştırmalar da psikolojik sağlığımız için çok önemli. Fakat yine de bu dönemde kişiyi fazlasıyla rahatsız eden anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluklar, depresyon ya da diğer herhangi bir psikolojik rahatsızlık yaşanıyorsa, mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerekmektedir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde huzurevleri terk edildi. İsveç’te yaşlılara bakış nasıl?Ne yazık ki İsveç’te yaşlılara yeteri kadar değer ve saygı gösterilmediğini düşünüyorum. İsveç’in başbakanı ve epidemiyoloğu da yaptığı açıklamalar ile yaşlıları yeterince iyi koruyamadıklarını ve pandemi sürecinde yaşlılara yönelik uyguladıkları stratejide hata yaptıklarını dile getirdiler. Benim özellikle yaşlı gruba bu hizmeti sunma amacım da bu problemi çok erken fark etmem oldu zaten. Ölüme terk edildiklerini ve kimsenin onları umursamadığını düşünmelerini istemediğim için onlara destek vermek ve ’sizi umursayan biri var’’ demek istedim. İzmir’e psikolojik destekTerapi dışında hangi gönüllü faaliyetlerde bulundunuz?Bunun dışında ülkemizde yakın zamanda gerçekleşen İzmir depremini yaşayan vatandaşlarımıza da gönüllü psikolojik destek hizmeti vermeye başladım. Böyle zor zamanlarda herkesin elinden gelen yardımı yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu, insan olmamızın bir göstergesidir. Birbirimize ihtiyacımız var her zaman. Ankara’da okuduğum dönemde de hafta sonları düzenli olarak hayvan barınağında gönüllü olarak çalıştım. Yine o dönemde Ankara’da Down Sendromu olan çocuklara destek amaçlı açılmış bir kafede gönüllü çalışmalarda bulundum. Ankara’da üniversitemizdeki görme engelli öğrenciler için kayıt cihazına ders kitaplarını seslendirdim. Hem Türkiye’de hem de İsveç’te çocuk yurtlarında bakıcı abla, oyun terapisi gibi gönüllü hizmetler vermekteyim. İsveç’te şizofreni hastalarının aile ve yakınlarına hayatı daha da kolaylaştıracak ve stigma ile savaşacak gönüllü eğitimler veriyorum. İnsanlığa, hayvan dostlarımıza ve doğaya hizmet konusunda oldukça hassasım. Psikosentez metodu ile kendini bil yaşamını dönüştür diyorsunuz. Bu dönüşüm nasıl başlıyor? Bu metod hakkında bilgi alabilir miyiz? Dönüşüm, içsel dönüşüm bir süreç. Ancak kişi “ben duygu, düşünce kalıplarımı, bana zarar veren davranış biçimlerini değiştirmek istiyorum” diye samimi bir adım attığında bu süreç başlıyor. Psikosentez modern psikolojinin oluşmasına çok katkısı olan Dr. Psikiyatrist Roberto Assagioli tarafından kurulmuş bir psikoloji ekolü. Dünyadaki ülkelerin çoğunda okulları ve terapi merkezleri olan bir ekol. Bu yapılarda Klinik Psikologların yürüttüğü terapi bölümü var, bir de benim içinde bulunduğum ve uluslararası sertifikaya sahip olduğum Psikosentez Yaşam Koçluğu bölümü. Psikosentez Metodu; psikosentezin ana yapısına, özellikle Meditasyonu ve Derin Astrolojiyi ekleyerek oluşturduğum bir yöntem. Derin astroloji danışanların spiritüel, psikolojik geçmişi ve yaşam döngüleri hakkında ciddi ipuçları veriyor. Bir danışan genelde bir hedef belirleyerek veya birlikte o hedefi belirlememizi talep ederek bu çalışmaya başlıyor. Bu süreçte; belirlenen hedef doğrultusunda ilerlerken, kendisini sabote eden alt kimlikler tespit ediyoruz ve onları nasıl yönetebileceğini çeşitli psikosentez teknikleri ile ele alıyoruz. Zaten kişi bu alt kimlikleri fark edip kabul edince değişim başlıyor. Hangi duygu ve düşüncelerin kendisini zorladığını, bunların temel kaynağını ve bu kalıpları nasıl yeni ve yapıcı kanallara aktarabileceğini öğrenmeye başlıyor. Yani aslında, zorlayıcı iç enerjileri fark ettikçe özellikle alt kimlik çalışma teknikleri ile bu zorlayıcı duyguları yönetebilmeye başlıyor. Bu süreçte her seansta meditasyonu da kullanıyorum. Meditasyon iç enerjilerimizi anlamak, iç merkezimize doğru derinleşerek dengede kalmamızı sağlıyor. Tüm bu uygulamaları dikkatli ve güvenli şekilde uyguladığımda, bir süre sonra danışanlarımda köklü değişim oluşuyor. Kendilerine ve yaşamlarına bakış açıları değişiyor. Kendi duygularını yönetmeyi öğreniyorlar. Ve böylece gerçek bir dönüşüm başlıyor yaşamlarında. Pandemi döneminde hepimizin hayatı farklılaştı. Daha az sosyalleşmeye başladık. Bu dönemde ruh sağlımızı korumak için neler yapabiliriz? Pandemi dönemi, ki hala belli devam ediyor hepimizi eve bağladı. Ben şöyle bir tanım yapıyorum pandemide insanlar “kendi içine düştü.” Normal dönemlerde, İç’e dönmek, içinde neler oluyor diye bakmayan bunun yerine dışta çeşitli aktivitelerle içindeki sorunlu enerjileri bastırmayı, onlardan kaçmayı tercih eden insan kendi içine düştü. Aynı evin içinde kimi çekirdek aile içinde, kimi ise tek başına kaldı. Ve ilişkilerdeki ele alınması ertelenmiş sorunlar yüzeye çıktı. Kaçacak bir yer olmayınca da, zorunlu olarak İÇ’e döndü bir bölümü, bir iç araştırma zorunlu hale geldi. İster durum böyle olsun, isterse yaşamlarında büyük sorunlar olmasın, her şekilde çok sınırlı sosyalleşme, insan için zorlayıcı bir unsur. Bu nedenle de bu dönem, her zamankinden daha çok meditasyona zaman ayırmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü meditasyonlar, insanı içteki merkeziyle yeniden tanıştırır. Aslında her şey içimizde bizim. Ama biz hep dışta yaşamaya, dışa bakmaya alıştığımız için, ihtiyacımız olan denge, huzur ve dinginliğin içte olduğunu unutuyoruz. Meditasyon bize bunu hatırlatıyor. İç merkezimizle temasa geçerek bir anlamda orada köklenerek, tek başınalığın güzelliğini, huzurunu ve içte bütün olma duygusunu deneyimletiyor. Doğada uzun yürüyüşler ve meditasyon bizi bu dönemin zararlı etkilerinden uzak tutar. Şunu hatırlamalıyız Kendini bilmek, anlamak ve iç huzuru yakalamak İÇ’e ait bir durumdur. Ve meditasyon bu anlamda eşsiz bir araçtır. Hayal kırıklıkları, endişe, öfke, korku, acı, kıskançlık gibi duyguları hepimiz yaşıyoruz. Bu zorlayıcı duygu ve durumlarla nasıl baş edebiliriz? Zorlayıcı duyguları fark etmemiz çok önemli. Ve o duygu ile yüzleşmek, onu onu kabul ederek onu yönetebilmek. Genelde biz; zorlayıcı bir durumun ortaya çıkardığı yine zorlayıcı bir duygu olduğunda iki tip tepki veririz 1- O duyguyu tetikleyen duruma/kişiye öfkelenerek ve suçlayarak ve ani tepkiler vererek. 2- O duyguyu bastırarak, ondan kaçarak. İkisi de çözüm değil. Birincisinde suçluyu/sorumluyu hep dışta arayarak ve dışta duygu patlamaları yaşayarak, hem ilişkilerimize zarar verir hem de asıl içte görmemiz gereken sorunu görmezden gelerek o sorunun daha da büyümesine neden oluruz. Oysa bastırılan her zorlayıcı duygu içte daha da köklenir ve bizi o yönetir. Bu nedenle de zorlayıcı duygularla kavga etmek, onları yok edilmesi gereken bir düşmanmış gibi görmek veya bastırmak yanlıştır. Bunun yerine her seferinde böyle bir duygu yaşadığımızda, örneğin öfke diyelim, o öfke duygusunu kabul edelim. Ama onunla özdeşleşmeden. Psikosentezde biz hiçbir duyguyla özdeşleşmemek gerektiğini bunu yerine o duyguyu bir enerji olarak kabul etmeyi vurgularız. Yani diyelim ki öfkeyi ele alıyoruz “Ben çok öfkeliyim” yerine, “Bir öfke enerjisi hissediyorum” demek beyne farklı bir mesaj verir. Böyle bir ifade o duygunun bizi yönetmesine izin vermez. Ve sonra “Ben bu öfke enerjisini kabul ediyorum. Ama ben her türlü duygunun ötesindeyim” diye vurgularız. Bu basit ama çok etkili çalışmayı her zorlayıcı duyguda uygulayabiliriz. Özellikle düzenli olarak uygulandığında, artık o zorlayıcı duyguları özdeşleşmeden yönetir hale geliriz. Danışanlarınızdan en sık duyduğunuz şikayet nedir? Özellikle son zamanlarda çok kişinin yaşamda anlam bulmakta zorluk çektiğini gözlemliyorum. Amaç oluşturmak, ama kalıcı amaç oluşturmak zorlaşmış görünüyor. Bunda elbette pandemi sürecinin ve o sürecin zorlayıcı koşullarının çok etkisi var. Bir taraftan da ben bunun yararlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü “benim bu yaşamda anlamım ve amacım nedir” sorusunu sormak insanı bir çeşit içsel yolculuk ve içsel sorgulamaya doğru götürür. Bu da çok önemli. Çünkü bu dünya yaşamını salt doğmak, beslenmek, çiftleşmek ve sonra da ölmek gibi sığ bir anlayış insanı zaten bir anlam boşluğuna sürükler. O yüzden de yaşam anlamı ve amacını sorgulamak çok değerli ve sağlıklı bence. 2022 için önerileriniz nedir? Daha iyi bir yaşam için 2022’de neler yapalım? Hedefleri uygulamada sıkıntı yaşayanlar için önerilerimiz nedir? Her yeni sene yeni hedefler konulur genelde. Ve o hedeflerin çoğu bir şekilde sekteye uğrar. Çünkü dışa yönelik hedefler bir çok kez alt kimlikler tarafından sabote edilir. Çünkü o alt kimlikler, mesela korkan alt kimlik, güvensiz alt kimlik vb. içte ihmal edilmiş sorunlu enerjilerdir. Ve bize seslerini duyurmak ister. Biz onları duymamakta ısrar ettikçe de çığlıkları yükselir ve bizi yaşamımız sabote ederler. İşte tam da bu nedenlerle 2022 için “Kendimizi Tanımak” içsel hedefini koyalım diyorum ben. Kendimize vereceğimiz en güzel hediye kendimizi bilmektir bu yaşamda. Zayıflıklarımız, dürtülerimiz, arzularımızı iyi tanımak, zorlayıcı duygularımızı yönetmeyi öğrenmek ve İÇ’te bir bütün olup dengede kalabilmek yeni senenin hedefi olmalı hepimiz için. Tek kişilik bir aşk var kırılmış aynalardaSeni tanıyan nasıl sensiz kalabilir kiSeven yürek gitsede gözü arkada kalırBir veda senden nasıl güzel olabilir kiSil baştan demek kolay unutmak zorBu hayat her zaman bildiğini okuyorİhtmilallerde yoksan bari aşkı hatırlaBu kalbi sevmek için taşıyoruz be hayatBizim neyimiz noksan ömrümüze ömür katBiz zaten ölmek için yaşıyoruz be hayatBizimle iletişime geçmek, telif hakları, şikayet bildirimi, kaldırma isteği. Mp3 Eklemek, şarkı göndermek ve diğer tüm konularda iletişime geçmek için mp3kulisi maili üzerinden iletişime geçebilirsiniz. Sitemap Kulis Kesinlikle "Amerikan filmi, yemem" ayaklarında gitmedim, ama kesinlikle hiçbir karesini de yemedim. Seksenli yıllarda Barış Pirhasan'ın yazdığı Atıf Yılmaz'ın çektiği "Ahh Belinda"nın "Amerikan Beauty"den çok daha başarılı olduğuna karar verdim. Birçok Hollywood filmine bayıldım, bazılarındaki özeleştirinin sahiciliğine inandım Şeytanın Avukatı, L. A. Confidential gibi ama "American Beauty"de senarist ve yönetmen ortalama bir gözlemciliğin ötesine geçememişler. Filmin hikayesini ve Amerikan rüyasının karelerini biliyorsunuzdur İki katlı bahçeli ev, eskiden daha bir country tarzı olan, şimdilerde minimalize edilmiş, kanepelere İtalyan estetiği katılmış bir dekorasyon, buzdolabı ağzına kadar dolu, kadın, baba, çocuk iyi giyiniyorlar. Kapının önünde iki araba, sağlık afiyetleri de yerinde, yani mutlu olmamaları için hiçbir neden yok ! Ama mutlu değiller, dekor oturmuş, sevgiye yer bulamamışlar. Buna bir de yaş dönümü gerginliği ile hayatı sorgulama muhabbeti eklenince sevgisizlik öfkeye dönüşmüş. Şimdi bu büyük bir buluş mu? Karnı tok, sırtı pek neredeyse tüm evli dünyalılar bu sorgulamayı yapmıyorlar mı? Teknoloji insana bir sürü zaman artırdı, ev işleri artık çok az zaman alıyor, eviniz de sıcaksa size sorgulamak, düşünmek için zaman kalıyor. Karınızın fondötenli yüzünün artık hiç de masum olmadığını, kocanızın milyonlarca binadaki milyonlarca müdürden biri olduğunu yüreğiniz acıyarak ya da acımayarak görüyorsunuz. Çocuğunuz da zaten büyüdükçe sıradanlaşıyor, sıradan çılgınlıklara başlıyor falan... Yani öykünün bilinmedik bir yanı yok. Bağdat Caddesi'nin iki yanında bulunan sokaklardaki bazı hayatlar böyle yaşanıyor. Hatta villa olayı dışında buralarda da Amerikan rüyası yakalandı, dekor - kostüm tamam biraz tepelere çıkarsanız Beykoz konaklarında rüyanın tamamen gerçekleştiğini de görebilirsiniz yani. Şimdi derdim tabii ki "Amerikan Güzeli"ni harcamaya çalışmak değil. Bir kere karı - koca ilişkilerinde yeni bir şey yakalanmadıysa da son yıllardaki iş yaşamını son derece iyi özetlemiş. Yukarıdakilerin harcamalarını artırmasıyla aşağıdakilere yönelik tasarrufların artması, hiç kimsenin artık hiçbir yere ait olmaması, namuslu kalma şansınızın artan bir tehdit altında olması. Yani durum filmlere konu olacak kadar deşifre... Sam Mendes, bizim bir dönem Türk yönetmenleri gibi, karşı olduğu ne varsa tıkıştırmasaydı daha hoş bir film olabilirdi "Amerikan Güzeli". Ama öyle klişeler halinde ki her şey, toplumun onayladıklarının ahlaksız, onaylamadıklarının çok daha masum olması mutlu ve sağlıklı eşcinsel çift gibi, her apartmanda bulunan faşist ruhlu komşu emekli albay, aslında eline el değmemiş mahallenin fettanı pozlarındaki lolita kız, ailelerinin soğukluğundan ruhları sakatlanmış gençler. Bu filmi herkes yazmışken ve yazacakken niye böyle uzun uzun yazdım? Çünkü başta sinema eleştirmenleri olmak üzere filme yönelik beğeni çok şaşırttı, Filmden "Dünyanın Tüm Sabahları" gibi bir derinlik beklemiyordum ama sıradan bir kadını şirret bir oyunculukla yorumlayan Annette Bening'in ve filmin bu kadar beğenilmesine isyan ettim. Avrupa sineması tarihe karıştıkça eli yüzü düzgün hoş bir seyirliği başyapıt ilan edebiliyoruz. 20 yıl evlilikten sonra hangi kadın kocasının öpücüğü ile zır zır titrer ve biranın İtalyan ipeği kanepeye dökülmesini göze alabilir diye düşünmüyoruz hiç!Bir zamanlar Venedik'te...Tarihin romanda doruklarını yaşadığı bir dönem geçiriyoruz, tarih nihayet resmi bir şey olmaktan çıktı ve magaziniyle dünyamıza giriverdi. Nedim Gürsel'in "Resimli Dünya"sı da sanat tarihine gönderme yapan bir roman olmasıyla dikkat çekiyor. "Resimli Dünya" adından da anlaşılacağı gibi, resim sevgisinden, tarihçi Kamil Uzman'ın Venedik'e gidip Batı resmini inceleme arzusundan yola çıkıyor. Daha açık söylemek gerekirse, Uzman bu yolculuğunu, kimi verileri, Venedik'in kitaplık ve müzelerinde doğrulamak üzere yapıyor. Onu orada birçok buluşma bekliyor Lucia ile yarım kalan aşk, bir fahişe ve acımasız bir kent. Bölümler ressam Bellini ailesine adanmış Birincisi, baba Jacopo'ya, ikincisi büyük kardeş Gentile'ye, üçüncüsü de Giovanni'ye. Kitap birinci bölümde araştırmacının bir kış günü ilk kez Venedik'e gelmesinden, sonra da bodrum katında tek odalı bir eve yerleşmesinden söz ediyor. İşte ben de en çok bunu merak ediyordum, kitabı daha fazla anlatmak istemiyorum, nasıl olsa meraklıları okur, Nedim'in Venedik'te nasıl yaşadığını - Nedim, yazmak için Venedik'e üç kez gitmiş. Bunlardan birinde tıpkı sanat tarihi profesörü K. Uzman gibi bir bodrum katı kiralamış, ne var ki "acqua alta" su yükselmesi başlayınca evi su basmış. Otomatik pompa suyu yavaş yavaş kanala boşaltmış ama Nedim'in tadı kaçmış, durumu ev sahibine bildirip oradan çıkmış. - Bir başka gidişinde sokakta dolaşırken İstanbul'un eski başkonsolosu Mösy" Casa'nın İtalyan karısı Isabella'ya rastlamış. Bayan Casa, "Niye bizim evde kalmıyorsun?" diye yazarı aile evine davet etmiş. Nedim gidince ne görsün Bayan Casa'nın ev dediği gerçek bir saray, Abdülhamit'e de uzun süre hizmet vermiş ünlü bir mimar yapmış. Ne var ki Nedim burada da rahat edememiş. Palazzo'ya yerleştirilen alarm sistemi yanlışlıkla çalarsa diye rahat rahat salınamamış evde. Yani, Allah rahat vermeyince vermiyor durumları yaşanmış Venedik'te. - Bir de bulgu Romanda kahramanın yaşadığı yer, mahzene benzeyen bir stüdyodur. Burada da Carpaccio'nun bir resmi vardır, bu resimdeki kadınların müşteri bekleyen fahişeler olduğu söylenir. Proust'un "Geçmiş Zaman Peşinde"sinde de böyle anılır tablo. Derken geçtiğimiz aylarda Carpaccio'nun bir diğer tablosu, Malibu'dan getirtilir ve Corser Müzesi'nde iki tablo bu yaz birlikte sergilenir. Ve görülür ki tablolar birbirinin devamıdır, birindeki çiçekler diğerinde de vardır. Diğer tablonun konseptine bakılarak anlaşılır ki, müşteri bekleyen fahişe sanılanlar, ördek avına giden kocalarını bekleyen kadınlardır. Alın size bir tarihi yanılgı daha! Linet’ten Bomba Gibi Bir Şarkı İHTİMAL’ Linet Bilir Misin’ albümünün 3. Video klip çalışmasını, sözü Hakkı Yalçın'a müziği ve düzenlemesi Serkan Balkan'a ait olan İhtimal’ şarkısına Kemal Bağbuğ yönetmenliğinde klip çekti. Linet kimdir? Linet gittiği programlarda şarkılarını “playback” yapmadan canlı olarak gerçekleştiren nadir sanatçılardandır. Türk Yahudisi bir İsrailli ses sanatçısıdır. Linet, İsrail Tel Avivde 5 Mart 1975’de doğmuştur. Hem Türk hem İsrail vatandaşıdır. Annesi eski Türk Sanat Müziği şarkıcısıdır. Annesinin adı Bursalı Leyla Özgecan’dır. Babası ise İstanbullu Şumuel Menaşe’dir. 2 kardeşi bulunmaktadır. Babası, Linet daha küçük bir kız çocuğuyken vefat etmiştir. Annesi1973’te İsrail’e geçmiş ve bundan dolayı Linet, İsrail’de dünyaya gelmiştir. 4 yıl boyunca piyano ve şan dersleri aldı. İsrail’de Konservatuar eğitimi almıştır. Türkçe ve İspanyolca’yı evde kendi çabalarıyla öğrenmiş ve İbranice, İngilizce ve Arapça’yı İsrail’de okulda öğrenmiştir. Yunanca’yı çok sevdiği ve ilgisi olduğu için öğrendmiştir. 5 Yaşında Sahneye Çıktı Linet, şarkı söylemeyi öğrendikten sonra daha beş yaşındayken ilk sahne tecrübesini yaşadı. Ünlü sanatçı ilk albümünü de 10 yaşındayken yılında Eurovision Şarkı Yarışması İsrail elemelerine “Ani Ana” şarkısı ile katılmıştır. 17 yaşındayken Orhan Gencebay ile yolları kesişti. Linet, Gencebay’ın şarkılarından oluşan bir albüm yayınladı ve bu albümle 2 tane Altın Plak kazandı. Linet, İsrail’de liseden mezun olduktan sonra 3 ay askerlik yaptı. Askerlik görevini bitirince 1994 yılında Türkiye’ye geldi. Müziğe Dönmek İçin 40 Kilo Verdi Şarkılarını Türkçe, İbranice, Yunanca, İspanyolca, İngilizce ve Arapça dillerinde seslendiren Linet, 1999’da Türkiye’den çıkarak Rusya, Yunanistan, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gibi ülkelerde çalıştı ve son olarak İsraile yerleşme kararı aldı. 2003 yılında İsrail’de “Different Woman” adlı albümünü piyasaya süren başarılı sanatçı, bir de İsrail’de şekerci dükkânı açtı ve ticarete de atılmış oldu. Linet, bu dönemde çok kilo aldı, müzikal hayatına geri dönebilmek adına yaklaşık 40 kilo verdi. 2006’da Türkiye’ye dönme kararı aldı ve burada birçok mekanda sahne aldı. 2009 yılında 5. stüdyo albümü Paylaşmak İstiyorum’u çıkardı. Bu albüm içerisinde Orhan Gencebay, Hakkı Yalçın, Emirkan, Sıla, Ferdi Tayfur, Murat Güneş, İlker Karaman, Sezen Aksu, Ercan Saatçi, Hakan Altun, ve Bülent Özdemir gibi ünlü isimlerin eserlerine yer verildi. Albümleri 1994 – Linet 1 1995 – Linet 2 1997 – Linet’in müzik kutusu 2003 – Linet Dıfferent Woman 2009 – Paylaşmak İstiyorum 2011 – Kalbimin Sahibi Sen 2012 – Yorum Farkı Linet- İhtimal Şarkı Sözleri Tek kişilik bir aşk var kırılmış aynalarda Seni tanıyan nasıl sensiz kalabilir ki Seven yürek gitsede gözü arkada kalır Bir veda senden nasıl güzel olabilir ki Sil baştan demek kolay unutmak zor Bu hayat her zaman bildiğini okuyor İhtmilallerde yoksan bari aşkı hatırla Bu kalbi sevmek için taşıyoruz be hayat Bizim neyimiz noksan ömrümüze ömür kat Biz zaten ölmek için yaşıyoruz be hayat Söz Hakkı Yalçın Müzik Serkan Balkan Düzenleme Serkan Balkan

biz zaten ölmek için yaşıyoruz be hayat indir