🕛 Yüz Karası Değil Kömür Karası
8Wwfs5u.
Memleketi Zonguldak olan ve üstüne madenci kızı olarak büyüyen birinin bu günü es geçmesi pek olası değildi bana kalırsa. Dünya madenciler günü! Yerin yüzlerce metre altında ekmek parasını kazanan insanlarımız, her oraya girdiklerinde aslında ölümü göz ardı ederek bir şeyler için çabalıyorlar. Evde bekleyen eşi, çocukları, ailesi… Bakmakla yükümlü olduğu hayatlar… Güneş ışığından yoksun küçücük daracık alanlarda bir madeni çıkarmak için saatlerce orada emek veriyorlar. Vardiya sistemi ile çalışıp gecenin saat kaçı olursa olsun evde nöbette bekleyen aileler bırakıyorlar arkalarında. Küçüklüğümde hatırlıyorum gece on iki vardiyasında işe giderken babam, uyusam bile sesini beklerdim o kapının. Hemen kalkar öperdik onu, aslında her akşam gideceği işe sanki hep sonmuş gibi uğurlardık. Gelişini beklerdik, yarım saat geciksin telefona giderdi ellerimiz. Bilirim o karanlık derinliklere sevdiklerini uğurlamanın ne demek olduğunu. Acı acı çalan, ardı ardına geçen ambulans seslerini duyunca televizyonlara koşmanın nasıl bir his olduğunu… Yıllar önce izlediğim 16 Ton adlı belgeselden belli belirsiz anımsadığım bir cümle vardı, hala içimde bir köşede yazılmış gibi “Başkalarının hayatları gün yüzü görsün diye ömür boyu karanlığa hapsolan adamlar…” İhmalkar ve ertelenen iş güvenliği denetimleri, içinde yüzlerce can barındıran o ocakların büyük çöküntüleri ve yitirilen onlarca hayat, aile… Kazandığı her kuruş helal olan işçilerimizin girdiği o soğuk demir kapıda “selametle” ,“uğur ola” yazar… Uğur olsun yolun, çökmesin toprak üstüne nefes alırken… Çocukların açsın sıcacık yuvanın kapısını dökülmesin gözlerinden bir damla yaş. Senin alın terine kömür karası değdi yediğin her lokma helaldir. İşçinin, emeğin, nasıl para kazanıldığının örneği sensin. Çıktığında gördüğün, duyduğun “Geçmiş olsun!” cümlesini her günün sonunda selamla… Geçmiş olsun koca yürekli adam. Güneşli bir günde Masmavi göreceğiz Karadeniz'i Balkaya'dan Kapuz'a kadar, Karış karış biliriz bu şehri; EKİ'nin çiçekli bahçeleri, Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla; Paydos saatlerinde yollara dökülen, Soluk benizli insanlarıyla. ... Siyah akar Zonguldak'ın deresi Yüz karası değil, kömür karası Böyle kazanılır ekmek parası Orhan Veli KANIK
Hekim Postası Online Aidat RSS Haberler
"Zonguldak'ı Türkiye'nin ötekisi, istenmeyeni, bedeninden atmak istediği bir parçası olarak düşünebilir miyiz?' sorusu Zonguldak'ın bugünkü durumunu anlamamıza yardımcı olabilecek spekülatif bir soru olarak önümüzde duruyor. Özellikle 80'li yılların sonu ve 90'lı yıllarda gerçekleştirilen özelleştirmelerle beraber Türkiye'nin sırtındaki kambur' olarak görülmeye başlanan Zonguldak için aynı tartışma 2014 yılında çıkan Torba Kanun' ile tekrar gündeme geldi. Kentte ve havzada çıkarılan, ülke sanayisi için bir zamanlar büyük öneme sahip taş kömürü önemini yitirirken işsizlik gibi hayati bir toplumsal problemle yüzleşen kent, görünmeyen ve istenmeyen' bölge pozisyonu üzerinden konuşulur oldu." - Figen Uzar Özdemir Zonguldak, bir işçi şehri; Türkiye'de işçi sınıfı kültürünün belli başlı havzalarından biri. Elinizdeki derleme, "deresi siyah akan" diyarın elbette öncelikle bu yanına bakıyor Zorunlu çalışma mükellefiyetinden özelleştirme sürecine, uzun bir sınıflaşma ve direniş tecrübesi... Günümüzde, termik santral karşıtı muhalefete de akan bir gelenek... Ama o kadar değil. Konut politikasından sanatsal faaliyetlere, her boyutuyla şehir kültürü de var derlemenin içinde. Zonguldak'ın gündelik hayatında kadınlık ve erkeklik halleriyle ilgili canlı gözlemler de var... Zengin tasvirleriyle, edebiyatta ve sinemada Zonguldak'ın görünümleri var... Görünmezlikleriyle şehrin görünmezliğini simgeleyen madenci çöpçü katırları var... Kömürspor - Zonguldakspor da var. Atilla Barutçu ve Figen Uzar Özdemir'in derlediği Yüz Karası Değil Kömür Karası'na ayrıca İbrahim Akyürek, E. Atilla Aytekin, Akın Bakioğlu, Şeyma Balcı, Fahri Bozbaş, Hanen Çiftdoğan, Ayça Demir, Naz Hıdır, Alaaddin Kara, Ayhan Kaya, Caner Özdemir, Hasan Anıl Sepetci, H. Tarık Şengül, Mete Arif Tokmak, Güzin Yamaner, Ayça Erinç Yıldırım, Evrim Yılmaz katkıda bulundu.
''Madencinin fıtratı ölüm olamaz’ sloganlarıyla Meclis'e yürüyen Somalı maden işçileri, kendilerine verilen sözlerin tutulmasını, madenlerin kamulaştırılmasını ve taşeronun kaldırılmasını istedi. ARŞİV 0842 Abone Ol ''Madencinin fıtratı ölüm olamaz’ sloganlarıyla Meclis'e yürüyen Somalı maden işçileri, kendilerine verilen sözlerin tutulmasını, madenlerin kamulaştırılmasını ve taşeronun kaldırılmasını istedi. Bu taleplerini iletmek için Meclis'e girmek isteyen işçilerden bazıları, üzerlerinde işçi tulumu ve madenci çizmesi olduğu için saatlerce içeri alınmadı. İşçiler, tulum ve çizmelerini çıkarmak zorunda kaldı DOĞU EROĞLU 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Soma maden katliamının ardından AKP’li yetkililerden madenlerdeki çalışma koşullarına ilişkin iyileştirme sözü alan Somalı işçiler, Dev Maden-Sen yetkilileriyle birlikte, bu sözlerin takipçisi olduklarını göstermek için dün Soma'dan Ankara’ya geldi. Ankara’da 1 saatlik bir yürüyüşün ardından TBMM önünde basın açıklaması yapan Somalı işçiler ve DİSK yetkilileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Meclis Başkanı Cemil Çiçek ve TBMM’de grubu bulunan partilerle görüşmek için Meclis'e girmek istedi. Oluşturulan 25 kişilik heyette yer alan 3 işçi, üzerlerinde işçi tulumu ve madenci çizmeleri olduğu için saatlerce içeri alınmadı ve kapıda bekletildi. Randevularını kaçırmamak için tulum ve çizmelerini çıkarmak zorunda kalan işçiler, "Bu binayı dikerken kıyafet uygun da içeri girerken mi uygunsuz?" diyerek kendilerine yapılan bu muameleye tepki gösterdi. SALİM USLU ENGELLEDİ İşçilerin tulum ve çizmeleriyle Meclis'e girmesinin Hak-İş Konfederasyonu eski Başkanı ve Meclis İdare Amiri Salim Uslu tarafından engellendiği öğrenildi. İşçilerin tulumlarının vardiya giysisi olmasını ve üzerlerinde Soma Grubu yazıyor olmasını bahane eden Uslu'nun "Mesleki giysi ve üzerinde reklam ibaresi olan giysiyle Meclis'e girilemeyeceği" yönündeki yönetmelik hükmünü gerekçe gösterdiği belirtildi. ÖZEL'E SALDIRI PROTESTO EDİLDİ Madencilerin saat Sıhhiye’de başlayan yürüyüşünde “Susma haykır taşerona başkaldır,” “301’in ateşi AKP’yi yakacak,” “AKP Soma’nın hesabını verecek” ve “Madencinin fıtratı ölüm olamaz” sloganları atıldı. Sıhhiye ve Kızılay sokaklarında ilerlemeye başlayan madenci korteji, TBMM’ye ulaşana kadar ikiye katlandı. Katliamın yaşandığı ilk günden beri TBMM’de ve Soma’da pek çok çalışma yürüten ve işçilerle dayanışan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in korteje katılımı da sloganlarla karşılandı. Torba Yasa Tasarısı görüşülürken Özel’e yumruk atan AKP’li Feramuz Üstün’e tepki gösteren maden işçileri “Özgür’e uzanan eller kırılsın” sloganı attı. SÖZLER TUTULACAK MI? TBMM önünde açıklama yapan maden işçisi Nihat Çelik, sözlerine facianın çalışma koşullarının bir sonucu olduğunu, köle gibi çalıştırıldıklarını dile getirerek başladı. Kazadan sağ kurtulanlardan olan Çelik, faciadan sonra bir heyetin Ankara’ya gelip hükümet yetkilileri ve AKP grubuyla görüştüğünü, kendilerine sözler verildiğini hatırlattı. Denetimler tamamlanıp raporlar hazırlanana kadar kimsenin madene inmeye zorlanmayacağı, hiçbir işçinin bu süreden önce işten atılmayacağı, maaşların şartlar düzelene kadar eksiksiz ödeneceği yönünde sözler aldıklarını belirten Çelik, “Bize maaşların 2000 TL olacağı, 6 maaş ikramiye verileceği, çalışma süresinin 6 saatle sınırlandırılıp haftalık çalışmanın 36 saati geçemeyeceği, emeklilik yaşının 55’ten 49’a çekileceği, ailelere ölüm aylığı bağlanıp her aileye TOKİ’den ev verileceği, taşeronluğun kalkacağı da söylenmişti” dedi. Kendilerini de ilgilendiren Torba Yasa Tasarısı'nın Genel Kurul'a geldiğine dikkat çeken Çelik, verilen sözlerin tutulup tutulmadığını denetlemek, madenlerin kamulaştırılması ve taşeron sistemin kaldırılması taleplerini iletmek için Ankara’ya geldiklerini belirtti. Maden işçilerine Türk Tabipler Birliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu ve pek çok siyasi parti ve demokratik kitle örgütünden temsilciler ile 16 CHP milletvekili ve HDP’li Levent Tüzel de destek verdi. *** TAŞERON BİTMİYOR, GÜÇLENİYOR Meclis önünde yapılan açıklamada konuşan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, facianın üzerinden geçen 2 ayda taşeronlaşmanın daha da güç kazandığını vurguladı. “Soma’dan sonra sorumluların hesap vermesini istedik ama hiçbir bürokrat veya bakan onurlu davranıp istifa etmedi” diyen Beko, özelleştirmelerin işçi sınıfını mağdur ettiğinin altını çizdi. Denetimlerin, işçi sağlığı ve iş güvenliği mekanizmalarının piyasaya bırakılmasının ölüm getireceğini söyleyen Beko, “2014 yılının ilk yarısında 951 işçi can verdi. AKP taşeronlaşma sistemine ilişkin tüm uyarılarımıza rağmen Durmak yok yola devam’ diyerek katliamlara yol veriyor” diye konuştu. *** 'Meclis'in fiyakası bozulmazdı' CHP Milletvekili Süleyman Çelebi, işçilerin tulum ve çizmeleriyle Meclis'e girmelerinin engellenmesine tepki gösterdi. Çelebi, "TBMM İdare Amiri Salim Uslu ile konuyu görüştüm, içtüzükten kaynaklanan bir engel olduğunu belirtti. Aslında kendisi de sendikacılıktan gelen bir isim. Arkadaşların işçi tulumu ile Meclis'e girmesinde bence hiçbir sakınca yoktu. İdare Amiri bu konuda inisiyatif kullanabilirdi. Burada taşeron işçi olarak çalışan personel de iş elbisesi ile Meclis içinde dolaşıyor. Maden işçilerinin girmesi ile Meclis'in fiyakası bozulmazdı. Bu arkadaşlar da görüşmelere katılabilmek için daha sonra giysilerini değiştirdiler ve Meclis'e girdiler" dedi. Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun
yüz karası değil kömür karası