🏀 Milli Ve Manevi Değerlerimiz Nelerdir
Milli Güç Nedir Unsurları Nelerdir. Milli Güç: Milletin maddi ve manevi güçlerinin toplamı milli gücü oluşturmaktadır. Atatürkçü düşünce, gücünü milletimizin tarihinden alan bir değerler bütünüdür. Bu değerleri siyasi, ekonomik, askeri ve sosyokültürel güç olarak sıralayabiliriz.
Millive insani değerlerimiz artık yarışmayla öğrettiğimizi sandığımız bir konumda. Biz de biliyoruz ki bu değerler soyut birer hayal artık. Geçmişte kalan. Bugünün Türkiye’sinde ise başka değerler geçerli. Yalan, dolan, üçkağıt, yağma, talan, torpil, hukuksuzluk, adaletsizlik, firavunlaşma, kamu talanı, abdestli
DilBirliği: Millî ruhu ve bilinci güçlendirir. Millî kültürü geliştirir. Diğer yandan dil, milletlerin oluşmasında, millî birliğin kurulmasında ve güçlenmesinde en önemli etkendir. Atatürk, dil birliğinin önemini şu sözleriyle ifade etmiştir: “Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir.
Milli ve Manevi Değerlerimiz. Edebiyat Öğretmenlerimizle beraber Okuyorum Projesinde yer alan öğrencilerimiz tefekkür kitap kafede okudukları Milli ve Manevi değerlerimizi vurgulayan Şair ve Yazarlarımızın eser ve kitapları üzerine yorum ve tahlil yapmıştır.
Birmilleti millet yapan onun inanç, düşünce ve hareket tarzıdır. Değişik bir ifade ile söylemek gerekirse, dili, dini ve kültürüdür. Biz burada MİLLÎ VE MANEVÎ DEĞERLERİMİZ derken, Türk İslam Medeniyetinden bahsettiğimiz aşikârdır. Kuşkusuz millet olmadan yüksek değerlerden, yüksek değerler olmadan da bir
Kip“İktidarın yanlışlarına milli ve manevi değerlerimizi alet etmesidir. Bu yıl, bu yanlış anlayışın da dozunu her geçen gün artırdığı bir yıl oldu maalesef. İşte bunun son örneği, "Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat" ve bunu meşru göstermek için algı fabrikalarında üretilen söylemler. "Kur Korumalı Mevduat"a
Maddi ve manevi milli değerlerimiz. 25 Mart 2022, 06:13; Ünal Tümin. TÜM MAKALELERİ
Millive Manevi Değerlerimiz Öğrencilerimizin millî, mânevî değerlerinin gelişimine katkı sunmak, şiir ve edebiyat alanında yazılan önemli şairleri tanımalarını sağlamak, edebiyat alanında iz bırakan şiir, kıt'a ve beyitleri okumaları, ezberlemeleri ve yorumlamalarını sağlamak üzere etkinlikler gerçekleştirildi.
Onuniçin her anne ve baba, çocuğuna ilmî, ahlâkî ve dînî görevlerini öğretmelidir. Öğretmezlerse mes’ûl olurlar. Çocuklar, Allahü teâlâya inanmayı, Peygamber sevgisini, vatan-millet aşkını, gelenek ve göreneklerine saygıyı hep âilede öğrenirler. manevi değerlerimiz milli değerler nelerdir? milli ve manevi değerler
MilliGüç ve Unsurlarının Tanımlanması ve Ülkemizin Milli Gücüne Genel Bakış: 1.1. Milli Güç Milli gücü tanımlamak için öncelikle onun kaynaklarını, ana yapısını ve yapısal özelliklerini incelemek ve neleri ihtiva ettiğini belirlemek gereklidir. Milli güç maddi ve manevi tüm kaynaklarının vatan ve millete ait
Sanatsaldeğerlerimiz. Milli Kültür Nedir? Milli kültür, bir millete bir ulusa kimlik kazandıran, diğer uluslar arasındaki farkı ortaya çıkartıp belirleyen, milletin tarihi boyunca oluşan o millete ait maddi ve manevi değerlerin uyumlu bir bütünüdür. Bir milleti gerçek bir millet yapan o milletin bütünlüğünü sağlayan
Yaşlılarımız milli ve manevi değerlerimizdir. Onlar örfümüz, adetimiz, geleneklerimiz ve hoş sohbetlerimizdir. Milli değerlerimiz ve kültürümüzün taşıyıcısı olan yaşlılarımıza hak ettikleri saygı ve sevgiyi göstermek, toplumsal yaşama aktif olarak katılmalarını, sosyal, kültürel ve ekonomik haklara sahip ve
nhUVIn. Milli Değerlerimiz Nelerdir Bir medeniyetin oluşumunda maddi unsurlar kadar milli ve manevi değerlerde önemlidir. Medeniyetleri oluşturan insandır. İnsan ise hem maddi hem manevi özellikleri olan bir varlıktır. Bedeni özelliklerinin yanı sıra manevi özellikleri de insanı insan yapan özelliklerdir. Maddeye önem verip maneviyatını unutan bir insan yaşam bulduğu bu dünyada mutlu bir hayat sürmesi mümkün değilse, maddi değerlere önem verilip manevi değerler unutulduğu müddetçe bir medeniyetin uzun sürmesi de aynı şekilde mümkün değildir. Günümüzde bir yandan şiddet ve terör olayları, hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk olayları dünyada yaşayan bütün insanların maddi hayatını tehdit ederken, diğer yandan da maddiyata önem vermenin, inanç değerlerinin arka plana itilmesi gerekliliğini ortaya koymaya çalışan bilimsel izahı olmayan birçok yanlışlıklar ortaya sürülmektedir. Bizleri kurtaracak pek çok model önümüze sürülmek istense de çağımızda ki bu problemlerle başa çıkabilmemizin yolu, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmakla olacaktır. Nitekim bugün birçok toplum kurtuluşu kendi milli ve manevi değerlerine geri dönmekle mümkün olacağını ifade eder hale gelmiştir. Bir milleti millet yapan temel değerlerin başında milli ve manevi değerler gelmektedir. Vatan, bayrak, kültür, dil, marş vb. gibi unsurlar milli değerlerimizi Din ise, manevi değerlerimizi ifade etmektedir. Bugünkü konumuzda milli ve manevi değerlerimizin neler olduğunu ve hayatımızın neden vazgeçilmezlerinden olduğunu ifade etmeye çalışacağız. Vatan Üzerinde yaşanılan ve kültürün oluşturulduğu topraklara vatan denilmektedir.[1] Vatan sadece toprak parçası değildir. Vatan üzerinde yaşayan insanlar için hürriyet demektir. Esaret altında olmamak demektir. Bu sebeple yaşadığımız bu topraklara bir toprak parçası olarak bakmamak gerekir. Nitekim Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşında vatanımızın önemini şöyle ifade etmektedir. Bastığın yerleri toprak’ diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı. … Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ. Vatanı sevmek, düşmanlara onu terk etmemek, kendisine gelecek her türlü zarara karşı gerekli tedbirleri almak ve gerektiği zaman onun için canını vermek kutsal bir vazifedir. Türkiye’miz bizim için en vazgeçilmezlerdendir. Atalarımız bu topraklar için kendilerine düşen bütün vazifeleri layıkıyla yerine getirmişler, bu topraklara namahrem elini değdirmektense ölmeyi şeref sayarak şehitliğe sevinçle uçmuşlardır. Bugün, vatanımızı muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak için bize düşen vazifeleri en güzel şekilde yerine getirmeliyiz. Ayrıca şu husus unutulmamalıdır ki, vatan sevgisi imandandır. Bayrak Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, olarak tarif edilen bayrak, sadece kumaştan ibaret değildir. Bayrağa değer veren bir milletin kendisidir. Arif Nihat Asya Bayrak şiirinde bu hususu ne güzel ifade etmiştir. Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü! Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. … Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder… Gölgende bana da, bana da yer ver ! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar. Yurda ay yıldızın ışığı yeter. Şanlı bayrağımız al kırmızısını, Yüce Şehitlerimizin kanından ay yıldızını ise, şehitlerimizin tertemiz kanına yansımasından almıştır. Bayrağımız her birimizin sevdasıdır. Milletimizin temel nişanesidir. Her nerde görülürse Şanlı tarihimizi hatırlar ve Yüce Milletimizin varlığını yanımızda hissederiz. Kültür Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları oluşturmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütününe denir.[2] Kültür, toplumların oluşturduğu bütün güzellikleri ifade eden bir kavramdır. Şiir, hikaye, müzik, vb. gibi sözlü veya yazılı edebiyatın ürünü olan ve dili oluşturan bütün eserler, bayramlar, seyirlik oyular, mimari, yeme-içme, giyim-kuşam ve halk oyunları hep kültürün birer parçasıdır. Bugün özellikle bozulmamasına yönelik en büyük gayreti kültürümüze göstermeliyiz. Çünük bugün, kendi kültürümüzde olmayan birçok şey kendi kültürümüz gibi yansıtılmaktadır. Düğünlerimizde, eğlencelerimizde, cenazelerimizde toplum yaşantımızın her kesiminde kendi özümüze ait şeylerin yavaş yavaş yıpratılarak hayatımızdan çıkarılmaya çalışıldığına şahit olmaktayız. Mesela yılbaşı eğlenceleri tamamen kendi kültürümüzün mahsulü değildir. Bu tür eğlencelerde hem bedenimizi yıpratan hem de toplumsal bütünlüğümüzü bozan alkollü içecekler çokça alınmakta, harcamalar israf boyutunu aşmakta ve kumar gibi aramıza düşmanlık sokan oyunlar oynanmaktadır. Oysaki bu gibi şeyler kültürel mirasımıza ve dini inançlarımıza tamamen ters şeylerdir. Bu sebeple dinimizle bir bütün olarak birleşmiş kültürümüze sokulacak her türlü yanlışlıklar, toplumumuzdaki birlik ve beraberliği sekteye uğratacaktır. Dil Bizi birbirimize bağlayan aramızdaki iletişimi sağlayan büyük nimetlerden biride “dil” dir. Görünüş itibariyle küçük bir et parçası olan dil, yaptığı işler bakımından büyük bir vasıtadır. İyi veya kötü düşünceler dil ile açıklanır. Sevgiler ve nefretler dil ile ifade edilir. Yüce Kitabımızda dilimizi kötü sözlerden korumamız istenmekte, gerçek kurtuluşa erenlerin özelliklerinden biri de dillerini kötü şeylerden koruyanlar olduğu[3] ifade edilmektedir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadisinde müminlerin özelliğinden bahsederken sözü güzel söyleyenler olduğunu bildirmiştir. Konumuzla ilgili hadis şöyledir. لَيْس المُؤْمِنُ بالطَّعَّانِ ، وَلا اللَّعَّانِ ، وَلا الْفَاحِشِ ، وَلا الْبَذِيء » “Mümin, insanları lanetlemeyen, kötü söz ve çirkin davranışlar sergilemeyen kimsedir.”[4] İnsan olarak bize yakışan konuştuğumuz zaman incitmeden, kötü kelimeler kullanmadan ve kendi dilimizin güzelliklerini kullanarak hoş söz söylemek olmaktır. Bizim en büyük zenginliklerimizden biri Türkçemizdir. Bugün üzülerek görmekteyiz ki, güzel dilimiz Türkçe yerine yabancı kelimelerin kullanımı çokça fazlalaşmıştır. İletişimimizi sağlayan dil artık insanlar arasındaki iletişimi tam anlamıyla sağlayamaz hale gelmiştir. Kuşaklar arasında dile bağlı çatışmalar olduğunu görmekteyiz. Bu sebeple bizlere düşen büyük görevler vardır. Öncelikle kendimiz güzel dilimiz Türkçeyi tam anlamıyla öğrenmeli, öğrendiğimizi hayata tatbik ederek örnek bir hayat sürmeli ve kendi öz dilimizi gelecek nesillerimize aktarmalıyız. İstiklal Marşı Her milletin kendine özgü bir marşı vardır. Bizim marşımız İstiklal Marşı ise, toplumsal birlikteliğimizden, düşmana esir olmamayı şeref saymaktan, bu vatan uğruna can vermekten, cennet vatanı kimselere bırakmamayı ahdetmekten ortaya çıkmıştır. Marşımız Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınsa da aslında İstiklal Marşı, her birimizin yüreğindeki sevdanın dışa yansımasıdır. Her bir kıtası ayrı bir heyecanın ifadesidir. Nitekim her zaman dile getirdiğimiz ilk iki kıta hepimizin zihinlerine kazınmıştır. Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak! … Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal. Aile Yüce Rabbimiz yaşadığımız bu alemi ve içinde var etmiş olduğu her şeyi insan için, onun mutlu ve huzurlu olması için yaratmıştır. İnsanın en mutlu ve en huzurlu olduğu yer ise ailesinin yanıdır. Aile hayatı sayesinde insan mutluluğa sükûnete erer. Bu hususu Yüce Rabbimiz bizlere şöyle bildirmektedir. وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجاً لِّتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَّوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”[5] Aile bir toplumun en küçük birimi ve temel taşıdır. İnsanların meydana gelişi, olgunlaşması ve sağlıklı nesillerin oluşması aile müessesesi ile mümkündür. Sağlıklı ve sağlam bir toplumun oluşması için birbirlerini seven, yardımlaşma ve dayanışma ruhu içerisinde kederleri ve sevinçleri paylaşan aile yapısına ihtiyaç vardır. Aileler ne kadar mutlu ve huzurlu olursa, toplumda o kadar güçlü ve kuvvetli olur. Bu sebeple toplumumuzun en önemli yapı taşlarından biri olan aile hayatının korunması hepimize üşen bir vazifedir. Din Bizi birbirimize bağlayan manevi unsur Yüce Dinimiz İslam’dır. İslam dini inananları kardeş olarak tanımlar. Kuran-ı Kerimde إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ “Muhakkak ki, inananlar kardeştir”[6] buyrularak bu hususa işaret edilmektedir. İslam Dinini üç ana unsuru vardır İman, ibadet ve ahlak. İman altı iman esasından teşkil etmekte, ibadetler ve ahlak, Yüce Rabbimizin emri ve Peygamber Efendimizin hayatında şekillendirdiği unsurlardır. Dinin aslî unsurlarından olan iman bir bakıma dinin Tanrı’yı tanıma ve bilme marifetullah boyutu, ibadetler Tanrı’ya itaat boyutunu ve ahlâk ise Tanrı’yı sevme mâhabbetullah boyutunu teşkil eder. İmanın akıl ve bilgi, ibadetlerin inanç ve kanaat, ahlâkın ise gönül ve duygu kaynaklı olması her birinin mahiyeti gereğidir.[7] İslam Dininin temel kaynağı Kuran-ı Kerimdir. Kutsal Kitabımız bizleri yanlışla doğruyu birbirinden ayırt etmeye yönelten bir kitaptır. Dünya ve ahiret hayatımızın mutluluğu açısından bizlere bir hidayet rehberidir. Kuran-ı Kerimde bizlere bu husus şöyle hatırlatılmaktadır. ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ “Bu, Kuran kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” [8] İslam Dininin ikinci kaynağı ise, Sevgili Peygamberimizin sünnetidir. İslam Dininde, Kur’an-ı Kerim’den sonra bilgi ve uygulama açısından en büyük kaynak, Hz. Peygamberin Sünneti kabul edilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de tafsilatlı bir şekilde yer almayan emirlerin ve yasakların uygulama sahasına çıkması hep Sünnetle olmuştur. Bir beşer olarak günlük yaşantımız nasıl şekillenmeli, insanca yaşam nasıl olmalı, dünya ve ahiret huzurunu nasıl elde edebiliriz? sorularının en güzel cevabını, Sevgili Peygamberimizin Sünnetinde buluyoruz. Ailevi ilişkilerde mutluluğun anahtarı Hz. Peygamberin Sünnetinde saklıdır. Hz. Peygamberimizin Sünneti, Kur’an-ı Kerim’in en büyük tefsiridir. Bu sebeple, Sünnete tabi olmak, Kur’an’a tabi olmak anlamına gelmektedir. Kuran-ı kerimde bu hususa şeyle işaret edilmektedir. قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ “Ey Muhammed De ki “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”[9] Bu iki temel kaynaktan hareketle kıyas ve icma olmak üzere iki temel kaynağın yanı sıra, daha birçok kaynak geliştirilmiştir. Şanlı Ecdadımız, İslam dinini benimsemiş, tarihten getirmiş olduğu kültürle özümsemiş, mimaride, sanatta ve daha birçok alanda eserler ortaya çıkarmıştır. Sonuç itibariyle; Milli ve manevi değerler et ve tırnak gibi bir bütünün iki parçasıdır. Biri diğerinden daha az önemli değildir. Müslüman-Türk milleti olarak bizler, hür yaşamış, vatanını hiçbir düşmana terk etmemiş ve bu uğurda ölmeyi kendine şeref saymış, bayrağını gönderden indirmemiş, kendi kültürünü bütün dünyaya bildirmiş ve kendi kültürünü birçok medeniyete aktarmış, aile hayatını en sağlam temellere dayandırmış ve dini birikimlerini terk etmemiş bir millettir. İnsan, hayatından bir değer kaybolduğu zaman onun yerini dolduracak mutlaka bir şeyler bulmaya meyillidir. Bu sebeple milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalı, tarihten getirdiğimiz güzelliklerimizi benimseyip hayatımıza adapte ettikten sonra bu hususlardan her birini çocuklarımıza aktarmalıyız. Unutmayalım ki, gelecek çocuklarımızın ellerinde şekillenecektir. Wikipedia
Çorum İl Müftülüğümüz Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında “Peygamberimiz ve Aile” konulu konferans gerçekleştirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürümüz Bünyamin Albayrak, milleti güçlü kılan milli ve manevi değerler olduğunu belirterek, “Bizi güçlü kılan bu özelliği iyi bilenler ana kucağını, ilim ocağını, peygamber ocağını iyi tasvir edenlerin bu topraklardaki operasyonu kadın ve gençler üzerinden yürümektedir” dedi. İl Müftülüğümüz Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında “Peygamberimiz ve Aile” konulu konferans gerçekleştirdi. Devlet Tiyatro Salonu’nda gerçekleşen programa Valimiz Sayın Mustafa Çiftçi, Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, İl Jandarma Komutanı Albay İlhan Uzunoğlu, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, MHP İl Başkanı Agah Karapıçak, İl Genel Meclisi Başkanı Osman Günay, Memur-Sen İl Başkanı Ali Yıldız ve din görevlileri katıldı. Uğrak Köyü İmam Hatibi Tayyip Hoş’un Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açış konuşmasını İl Müftümüz Muharrem Biçer yaptı. İl Müftümüz Muharrem Biçer, Diyanet İşleri Başkanlığının son yıllarda bir farkındalık oluşturma adına bu haftayı çeşitli temalarla gündemde tuttuğunu, bu yılda ailede yaşanan olumsuzluklara dikkat çekmek için Peygamber ve aile temasının belirlediğini belirterek, “Son yıllarda gayri ahlaki yayın yaparak aileyi bozmaya çalışan medya kuruluşları ve sanal alemin etkisiyle savrulan aileyi yeniden özlenen aile haline getirme çabasıyla 3 binin üzerinde ADRB danışmanı görevlendirildi” dedi. Programa konuşmacı olarak katılan Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Bünyamin Albayrak da ailenin temellerinin cennette atıldığını belirterek, “Milletimizi güçlü kılan değer milli ve manevi değerdir. Bu değerlerin ne olduğunu iyi bilenler, bizi güçlü kılan bu özelliği iyi bilenler ana kucağını, ilim ocağını, peygamber ocağını iyi tasvir edenlerin bu topraklardaki operasyonu kadın ve gençler üzerinden yürümektedir” dedi. Ailede sağlam bir sevgi yaşayarak kıvama gelen bir çocuğun sonraki hayatında daha karakterli, imanlı ve kişilikli bir birey olduğunu ifade eden Bünyamin Albayrak, “Bu milletin varlık sebebi olan, bizi biz yapan, bizi kıymetli yapan müessese ana ocağı, baba ocağıdır. Bir millet bu ocaktan mayalanıyor, yoğruluyor, kıvam alıyor. Ninnileri, evlilikleri, gözyaşları Allah adına. Bir ananın yuvada evladına verdiği eğitimi hiçbir üniversite, akademi, kolej veremez. Amerika merkezli yapılan bir araştırma şunu söylüyor. Annede sağlam bir sevgi yaşayarak kıvama gelen bir çocuk daha sonraki hayatında daha kişilikli ve karakterli oluyor” diye konuştu. Bu milletin özelliğinin üç kelimede bittiğini vurgulayan Albayrak, “Baba ocağında mayalanır, ilim ocağında pişer, peygamber ocağında şehadete erer. Anayı babayı huzurevine huzur bulsun diye göndermeye gerek yok. Onların olduğu evler huzurlu evler. Kreş masrafına da gerek yok. Hangi kreşteki hocamız, öğretmenimiz dedesinin, ninesinin vereceği o örfü, adeti, geleneği, maneviyatı çocuğa verecek. Ana kucağı baba ocağında mayalanan, yoğrulan bir nesil ilim ocağında pişer. Bu milletin varolduğu ocak ilim ocağıdır” ifadelerini kullandı. Yoğun katılımın olduğu programda “Peygamberimiz ve Aile” konulu sinevizyon ve kamu spotları da izletildi. Program sonunda konuşmacı Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Bünyamin Albayrak’a Çorum Valimiz Mustafa Çiftçi tarafından hediye takdimi yapıldı. En güncel haber ve ilanları aşağıda yeralan sosyal medya hesaplarımızından yada mobile uygulamamızı indirerek takip edebilirsiniz! Mobile uygulamamızı indirmek için tıklayınız.. Telegram hesabımızı katılmak için tıklayınız.. Facebook sayfamızı beğenmek için tıklayınız.. Twitter hesabımızı takip etmek için tıklayınız.. Instagram hesabımızı takip etmek için tıklayınız..
milli ve manevi değerlerimiz nelerdir