🦞 Temizlik Ile Ilgili 10 Tane Ayet

8ANUJQ. Kimyasal Kullanmadan Temizlik Yapma Yöntemleri Temizlik yaparken dikkat etmemiz gereken pek çok konu bulunmaktadır. Seçtiğimiz temizlik ürününü kalitesi, ürünün içinde bulunanlar ve ürünü nereye uygulamayacağımız dikkat etmemiz gereken hususların başında gelmektedir. Fakat günümüzde temizlik ürünlerinin içinde bulunan kimyasallar sağlığımız için oldukça zararlıdır. Özellikle evinde bebekleri olan ebeveynlerin kullandıkları temizlik maddelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Zira bu ürünler düşündüğümüz kadar masum değil. Reklamlarda gördüğümüz, kullanmazsak dünyanın sonu gelecekmiş algısı yaratılan ürünler, hem kesemize hem de sağlığımıza oldukça zarar vermektedir. Fakat evimizde bulunan bazı ürünlerle istediğimiz kıvamda başarılı bir temizlik yapmamız mümkündür. Bu şekilde hem kesenizi hem de sağlığınızı koruyabilirsiniz. Peki bu doğal ürünleri nasıl yapacağız. 1. Çamaşır Deterjanı Malzemeler 1 lt su 1 bardak zeytinyağlı sabun tozu 1 bardak çamaşır sodası 1 /2 bardak boraks Yapılışı Suyu kaynatıp içine diğer malzemeleri eklediğimiz karışımı, her yıkamada bir kahve fincanı kadar çamaşır makinesinin deterjan gözüne koyarak kullanabilirsiniz. Piyasada tamamen doğal malzemelerden üretilmiş markalı çamaşır deterjanları da mevcut. 2. Yumuşatıcı Malzemeler 1 bardak su 1 çorba kaşığı karbonat 1 kahve fincanı elma sirkesi yumuşatmak için 1 kaç damla uçucu güzel kokulu yağ Bergamot veya Lavanta olabilir Yapılışı Suyun içine bütün malzemeleri karıştırıp, yumuşatıcı gözüne koyabilirsiniz. Yumuşatıcı için sadece elma sirkesi kullananlar da var. 3. Cam - Ayna Temizleyici Malzemeler Yarım litre sirke Yarım litre su Bir kaç damla arap sabunu Yapılışı Sirke, su ve arap sabununu ya da bitkisel bir sabunu püskürtücü bir kaba koyarak, pamuklu bezle camları temizleyebilirsiniz. 4. Bulaşık Deterjanı Malzemeler 1 bardak kaynar su 1 bardak zeytinyağlı sabun tozu 1 yemek kaşığı boraks 1 yemek kaşığı karbonat Yapılışı Jel kıvamına gelinceye kadar malzemeleri karıştırıp bulaşık süngeri ile kullanılabilir. 5. Bulaşık Makinesi Deterjanı Malzemeler ¼ bardak deniz tuzu 2 yemek kaşığı limon tuzu 1 bardak boraks Tercihe göre ekstra hijyen için, eczaneden alınabilir Yarım çay bardağı limon veya mandalina suyu Tercihe göre koku için Yapılışı Tuzları rondoda çekip, boraks ve limon suyunu ekleyip bulaşık makinesinin deterjan gözüne koyulabilir. Benzer şekilde elma sirkesi de bulaşık parlatıcı görevi görüyor. 6. Diş Macunu Malzemeler 3 yemek kaşığı karbonat 3 yemek kaşığı hindistancevizi yağı 15-20 damla nane peppermint yağı Yapılışı Karışım homojen bir kıvama gelince, ağzı kapaklı bir kavanozda saklanabilir. Nane yağı yerine limon, karanfil, çay ağacı, zencefil gibi farklı uçucu yağları tercih edebilirsiniz. 7. Yüzey Temizleyici Malzemeler Yarım litre sirke Yarım litre su 5-6 tane portakal Yapılışı Portakal kabuklarını sirkenin içine atıp, ağzı kapaklı bir kapta iki hafta beklettikten sonra, kabuk poslarını kaptan çıkarıp, içine sirkeyle aynı miktarda suyu ekleyince yer temizleme sıvısı hazır oluyor. 8. Ahşap Temizleyici Malzemeler Bitkisel yağ sevdiğiniz bir koku Limon suyu veya sirke Diş macunu opsiyonel Yapılışı Limon suyu ve bitkisel yağdan eşit ölçülerde karıştırıp parkeleri veya ahşap mobilyaları bu karışımla silebilirsiniz, eğer çıkarmak istediğiniz bir leke varsa diş macunu ile silmek işe yarayabilir. 9. Halı Deterjanı Malzemeler 1 bardak mısır nişastası veya karbonat Sirkeli su Özel lekeler için bir avuç tuz veya soda. Yapılışı Orta boy bir halı için bir bardak mısır nişastasını veya karbonatı halının üzerine serpip bir saat kadar bekledikten sonra elektrikli süpürge ile süpürün, daha sonra sirkeli su ile silin. Eğer özel lekeler varsa onlara özel uygulamalar da yapabilirsiniz, örneğin çamur ve kırmızı şarap lekesi, üzerine tuz serpip bir saat bekledikten sonra elektrik süpürgesiyle süpürünce çıkabilir. Kahve lekesi ise soda ile çıkıyor. 10. Lavabo Açıcı Malzemeler Yarım bardak karbonat Yarım bardak sirke 1 litre su Yapılışı Tıkanmış olan gidere, yarım bardak karbonat ve yarım bardak sirke döküp 15 dakika bekletin. Daha sonra sıcak su dolu bir çaydanlığı gidere boşaltın. Önerilen İçerik Temizlik İçin Pratik Öneriler Mal TanımıMal kelimesinin Türk Dil Kurumuna göre tanımı şöyle;1. isim Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü; “Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı.” – Ö. Seyfettin 2. Büyükbaş hayvan; “Boz atlar yağız değildi artık; mallar erimiş, zayıflamıştı.” – N. Araz 3. ticaret Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia 4. Bayağı, aşağılık, kötü kimse; “Onun ne mal olduğunu bilirim.” 5. Esrar 6. OrospuKur’an-ı Kerim’de Mal Hakkındaki Ayetler Hangileri?NOT AYETLERİN TÜRKÇE MEALLERİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ RESMİ İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR. Sponsorlu Bağlantılar Bakara Sûresi 155. Ayet; Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri Sûresi 177. Ayet; İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmenizden ibaret değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, ihtiyacından dolayı isteyene ve özgürlükleri için kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda direnip sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta Sûresi 188. Ayet; Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere rüşvet olarak Sûresi 247. Ayet; Peygamberleri onlara, “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize hükümdar seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah mülkünü dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla Sûresi 261. Ayet; Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla Sûresi 262. Ayet; Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden bunları başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Sponsorlu Bağlantılar Bakara Sûresi 264. Ayet; Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete Sûresi 265. Ayet; Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla Sûresi 274. Ayet; Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak İmrân Sûresi 10. Ayet; Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlamaz. Onlar ateşin yakıtıdırlar. Sponsorlu Bağlantılar Âl-i İmrân Sûresi 116. Ayet; İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi İmrân Sûresi 186. Ayet; Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar yapmaya değer azmi gerektiren işlerdendir. Sponsorlu Bağlantılar Nisâ Sûresi 2. Ayet; Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla helâli haramla değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir Sûresi 5. Ayet; Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz Sûresi 6. Ayet; Yetimleri deneyin. Evlenme çağına büluğa erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler ve mallarını geri alacaklar diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. Velilerden kim zengin ise yetim malından yemeğe tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde hizmetinin karşılığı kadar yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah Sûresi 10. Ayet; Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe cehenneme gireceklerdir. Sponsorlu Bağlantılar Nisâ Sûresi 24. Ayet; Savaş esiri olarak sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar da size haram kılındı. Bunlar üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla mehirlerini verip istemeniz size helal kılındı. Onlardan nikahlanıp faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet Sûresi 29. Ayet; Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok Sûresi 34. Ayet; Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta ve ailenin geçimini sağlamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın kendilerini koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. Evlilik yükümlülüklerini reddederek başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız onları hafifçe dövün. Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok Sûresi 38. Ayet; Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. Sponsorlu Bağlantılar Nisâ Sûresi 95/96. Ayetler; Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın cihattan geri kalıp oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün Allah mü’minlerin hepsine de en güzel olanı cenneti vadetmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile, kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet Sûresi 160/161. Ayetler; Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram inkar edenlere de acı bir azap Sûresi 152. Ayet; Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Birisi hakkında konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye Sûresi 28. Ayet; Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. Sponsorlu Bağlantılar Enfâl Sûresi 36. Ayet; Şüphe yok ki, inkar edenler mallarını insanları Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkar edenler toplanıp cehenneme Sûresi 72. Ayet; İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yaptıklarınızı hakkıyla Sûresi 20. Ayet; İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta Sûresi 24. Ayet; De ki “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” Sponsorlu Bağlantılar Tevbe Sûresi 34. Ayet; Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla Sûresi 41. Ayet; Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha Sûresi 44. Ayet; Allah’a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi Sûresi 55. Ayet; Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Sponsorlu Bağlantılar Tevbe Sûresi 69. Ayet; Ey münafıklar!, siz de tıpkı, sizden öncekiler gibisiniz Onlar sizden daha güçlü, malları ve çocukları daha fazlaydı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Sizden öncekilerin, paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi, siz de dünya zevkine daldınız. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta Sûresi 81. Ayet; Allah’ın Resûlüne karşı gelerek sefere çıkmayıp geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı. Sponsorlu Bağlantılar Tevbe Sûresi 85. Ayet; Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını Sûresi 88. Ayet; Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta Sûresi 103. Ayet; Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka zekat al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir Onların kalplerini yatıştırır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla Sûresi 111. Ayet; Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük Sûresi 88. Ayet; Mûsâ şöyle dedi “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.”Hûd Sûresi 29. Ayet; “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri teklifinize uyarak kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”Hûd Sûresi 87. Ayet; Dediler ki “Ey Şu’ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.”Yûsuf Sûresi 19. Ayet; Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde, İşte bir oğlan!” dedi. O’nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını Sûresi 6. Ayet; Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da Sûresi 34. Ayet; Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz veren sözünden Sûresi 64. Ayet; Haydi onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun.” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’ Sûresi 34. Ayet; Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki “Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm.”Kehf Sûresi 39/40. Ayetler; “Bağına girdiğinde Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!.. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir.”Kehf Sûresi 46. Ayet; Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha Sûresi 74. Ayet; Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak Sûresi 77. Ayet; Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?Mü’minûn Sûresi 55/56. Ayetler; Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar!Nûr Sûresi 33. Ayet; Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah onları çok bağışlayıcıdır, çok Sûresi 88. Ayet; “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!”Neml Sûresi 36. Ayet; Elçilerin sözcüsü Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi “Siz beni mal ile desteklemek ve böylece etkilemek mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.”Rûm Sûresi 39. Ayet; İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat Sûresi 27. Ayet; Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü Sûresi 35. Ayet; Yine, “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir” Sûresi 37. Ayet; Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven Sûresi 32/33. Ayetler; Süleyman, “Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, “Onları bana geri getirin” dedi. Atlar gelince de bacaklarını ve boyunlarını okşamaya Sûresi 36. Ayet; Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı tamamen sarf etmenizi Sûresi 11. Ayet; Bedevîlerin savaştan geri bırakılanları sana, “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”Hucurât Sûresi 15. Ayet; İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta Sûresi 19. Ayet; Mallarında yardım isteyen ve iffetinden dolayı isteyemeyip mahrum olanlar için bir hak Sûresi 20. Ayet; Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Nihayet hepsi yok olur gider. Tıpkı şöyle Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise dünyadaki amele göre ya çetin bir azap veya Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey Sûresi 17. Ayet; Onların malları da, evlatları da Allah’a karşı kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi Sûresi 8. Ayet; Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta Sûresi 11. Ayet; Allah’a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok Sûresi 9. Ayet; Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta Sûresi 15. Ayet; Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükafat Sûresi 10/14. Ayetler; Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun Sûresi 28. Ayet; “Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.”Meâric Sûresi 24/25. Ayetler; Onlar, mallarında; isteyenler ve isteyemeyip mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan Sûresi 12. Ayet; Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’Nûh Sûresi 21. Ayet; Nûh dedi ki “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.”Müddessir Sûresi 12/13. Ayetler; Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar Sûresi 20. Ayet; Malı da pek çok Sûresi 6. Ayet; “Yığınla mal harcadım” Sûresi 11. Ayet; Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda Sûresi 17/18. Ayetler; Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan kimse o ateşten uzak Sûresi 8. Ayet; Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok Sûresi 1/2. Ayetler; Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!Hümeze Sûresi 3. Ayet; O, malının, kendisini ebedileştirdiğini Sûresi 2. Ayet; Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. Oluşturulma Tarihi Ağustos 06, 2021 1433İslam dini insanlara sağlamış olduğu kolaylıklar ile bilinmektedir. İslam dinine göre başta namaz olmak üzere ibadetler yerine getirilmeden önce abdest alınmalıdır. Fakat su bulunmayan yerlerde insanlar ibadetlerini yerine getirmeden önce teyemmüm abdesti de alabilmektedir. Teyemmüm abdestinin farzları ve şartları nelerdir? İşte, merak edilen tüm detaylar. Temiz su olmayan yerlerde abdest almak isteyen kişiler teyemmüm abdesti alabilir. Teyemmüm abdesti temiz toprak ile alınmaktadır. Teyemmüm abdesti alabilmenin şartı kişilerin ulaşabilecekleri bir uzaklıkta temiz su olmamasıdır. Teyemmüm Abdestinin Farzları ve Şartları Nelerdir? Teyemmüm kelime anlamı olarak bir işi kast etmek demektir. Dini anlamı ise, su bulunmayan ya da bulunsa dahi kullanma ihtimali olmayan durumlarda büyük ve küçük hades sebebi ile meydana gelen manevi kirliliğin toprak ya da toprak cinsinden temiz bir şeye el vurularak usulüne uygun bir şekilde yapılan temizliktir. Bir yolculuk sırasında Hz. Ayşe gerdanlığını kaybeder ve onu aramak için kafileden uzaklaşır. Hz. Muhammed SAV Hz. Ayşe'yi aramaları için birkaç kişiyi görevlendirir. Bu göreve giden kişiler görev başındayken namaz vakti gelir. Ancak çevrelerinde su olmadığı için abdest alamazlar ve abdestsiz olarak namazlarını kılarlar. Geri döndükleri zaman Hz. Peygambere durumu anlatırlar. Bunun üzerine teyemmüm ile ilgili ayet gönderilir. “Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan def-i hacetten gelir veya kadınlara dokunur cinsel ilişkide bulunur da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin teyemmüm edin. Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.” Mâide, 5/6 Normalde abdest ve gusül işlemleri su ile yapılan maddi ve manevi temizliktir. Su bulunmaması ya da bulunsa dahi kullanılamaması durumunda abdest ya da gusül yerine teyemmüm abdesti alınabilmektedir. Teyemmüm abdesti Müslümanlar için çok büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Bunun yanında teyemmüm abdesti her durum ve koşul altında maddi ve manevi temizliğin şart olduğuna değinmektedir. Teyemmümün Farzları Ammar b. Yasin, Peygamber Efendimiz SAV ile teyemmüm ederken kendilerine ellerini toprağa vurup teyemmüm etmelerinin emredildiğini söylemiştir. Teyemmüm abdestinde avuçlar toprağa vurulmaktadır. Toprak ele alınmaz. Eller ile yüz bir kere mesh edilmektedir. Teyemmüm işleminde temelde iki tane eylem bulunmaktadır. Bunlardan ilki ellerin toprağa vurulması ve sonrasında yüzün mesh edilmesidir. İkincisi ise ellerin tekrar toprağa vurularak kolların mesh edilmesidir. Teyemmümün 3 tane farzı bulunur. Bunlar;Niyet etmekElleri toprağa vurup yüzü mesh etmekElleri toprağa vurup dirsekler ile birlikte kolları mesh etmekBir takım fıkıh kaynaklarında niyet etmek ve ellerin toprağa vurulup yüzün ve kolların mesh edilmesi olarak teyemmüm farzı iki olarak belirtilmektedir. Teyemmüm Sünnetleri Teyemmümün sünnetleri öncelikle niyet ederek ve besmele çekerek başlamaktır. Sonrasında sırası ile önce yüz sonrasında ise kolların mesh edilmesi sağlanmalıdır. Bu işlemlerin ara verilmeden yapılması gerekir. Eller toprağa vurulduğu zaman, ileri geri hareket ettirilip parmak aralarına toprağın girmesi sağlanmalıdır. Eller üzerinde kalan toprak kalıntılarının silkelenmesi de sünnetler arasındadır. Teyemmümün nasıl uygulanması gerektiği Hz. Muhammed SAV tarafından bizzat öğretilmektedir. Bu bağlamda teyemmüme niyet ederek başlanması gerekmektedir. Teyemmüm de kolların mesh işlemi yapılırken sol elin baş ve işaret parmağı dışındaki üç parmağı sağ elin dış yüzüne konur ve dirseğe doğru çekilir. Dirsekten parmak ucuna kadar olan bölge ise baş ve işaret parmakları ile mesh edilmelidir. Aynı işlem sağ el ile sol kola uygulanmalıdır. Kaynak Diyanet 15 tane ayet söyler misiniz? Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. 2/4 İnsanlardan öyleleri vardır ki “Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” derler; oysa inanmış değillerdir. 2/8 Şüphesiz, iman edenlerle Yahudiler, Hıristiyanlar ve sabiilerden kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. 2/62 İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez. 2/86 De ki “Eğer Allah katında ahiret yurdu, başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, ve doğru sözlüyseniz, öyleyse hemen ölümü dileyin.” 2/94 Ve onlar, Süleyman’ın mülkü nübüvveti hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe Harut’a ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi “Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme” demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. 2/102 Allah’ın mescidlerinde O’nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çaba harcayandan daha zalim kim olabilir? Onların durumu içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette büyük bir azab vardır. 2/114 Hani İbrahim “Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır” demişti de Allah “Sadece inananları değil inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o” demişti. 2/126 Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de O salihlerdendir. 2/130 Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere özgürlükleri için veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. 2/177 Hacc ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık cahiliye döneminde atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah’ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki “Rabbimiz, bize dünyada ver” der; onun ahirette nasibi yoktur. 2/200 Onlardan öylesi de vardır ki “Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru” der. 2/201 Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki “Onda savaşmak büyük bir günahtır. Ancak Allah katında, Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük bir günahtır. Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri amelleri dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır. 2/217 Hem dünya konusunda, hem ahiret konusunda. Ve sana yetimleri sorarlar. De ki “Onları ıslah etmek yararlı kılmak hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozgun fesad çıkaranı ıslah ediciden bilir ayırdeder. Eğer Allah dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Allah güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” 2/220 Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali ve temizlenme süresi’ beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah’ın rahimlerinde yarattığını saklamaları onlara helal olmaz. Kocaları, bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almada başkalarından daha çok hak sahibidirler. Onların lehine de, aleyhlerindeki maruf hakka denk bir hak vardır. Yalnız erkekler için onlar üzerinde bir derece var. Allah Aziz’dir. Hakim’dir. 2/228 Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini de tamamlamışlarsa -birbirleriyle maruf bilinen meşru biçimde anlaştıkları takdirde- onlara, kendilerini kocalarına nikahlamalarına engel çıkarmayın. İşte, içinizde Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bununla böyle öğüt verilir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah, bilir de siz bilmezsiniz. 2/232 Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremez elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez. 2/264 Onlar, yaptıkları dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve onların yardımcıları yoktur. 3/22 Hani Melekler, dediler ki “Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette ’seçkin, onurlu, saygındır’ ve Allah’a yakın kılınanlardandır..” 3/45 İnkâr edenleri ise, dünyada ve ahirette şiddetli bir azabla azablandıracağım. Onların hiç yardımcıları yoktur.” 3/56 Allah’ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar… İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır. 3/77 Kim İslam’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır. 3/85 Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. 3/114 Allah’ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını sevabını isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. 3/145 Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever. 3/148 Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O’nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz zaferi size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah denemek için sizi ondan çevirdi. Ama yine de sizi bağışladı. Allah mü’minlere karşı fazl ve ihsan sahibi olandır. 3/152 Küfürde büyük çaba harcayanlar’ seni üzmesin. Çünkü onlar, Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah, onları ahirette pay sahibi kılmamayı ister. Onlar için büyük bir azab vardır. 3/176 Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah’a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. 4/38 Allah’a ve ahiret gününe inanarak Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan infak etselerdi, aleyhlerine mi olurdu? Allah, onları iyi bilendir. 4/39 Ey iman edenler, Allah’a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve elçisine döndürün. Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. 4/59 Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. 4/74 Kendilerine; “Elinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin” denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler. De ki “Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar’ bile haksızlığa uğratılmayacaksİnız.” 4/77 Kim dünya sevab yararını isterse, dünyanın da, ahiretin de sevabı Allah katındadır. Allah işitendir, görendir. 4/134 Ey iman edenler, Allah’a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz uzak bir sapıklıkla sapıtmıştır. 4/136 Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz. 4/162 Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. Kendilerine Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü’minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini mehirlerini ödediğiniz takdirde- size helal kılındı. Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır. 5/5 Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla “İnandık” diyenlerle Yahudiler’den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar haber toplayanlardır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, “Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının” derler. Allah, kimin fitneye düşmesini isterse, artık onun için sen Allah’tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır. 5/41 Gerçek şu ki, iman edenlerle Yahudiler, sabiîler ve Hıristiyanlardan Allah’a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. 5/69 Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? 6/32 İşte bu Kur’an, önündekileri doğrulayıcı ve şehirler anası Mekke ile çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz kutlu Kitaptır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. Onlar namazlarını özenle koruyanlardır. 6/92 Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan bu yaldızlı ve içi çarpık sözlerden hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar. 6/113 De ki “Gerçekten Allah’ın bunu haram kıldığına şehadet edecek şahidlerinizi getirin.” Şayet onlar, şehadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte şehadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların heva istek ve tutkularına uyma; onlar birtakım güçleri ve varlıkları Rablerine denk tutmaktadırlar. 6/150 Ki onlar Allah’ın yolundan alıkoyanlar, onda çarpıklık arayanlar ve ahireti tanımayanlardır.” 7/45 Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar, onların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? 7/147 Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki “Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise herşeyi kuşatmıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım.” 7/156 Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan birtakım kötü kimseler’ geçti. Bunlar Şu değersiz olan dünyaın geçici-yararını alıyor ve “Yakında bağışlanacağız” diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah’a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. Allah’tan Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? 7/169 hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah size ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. 8/67 Allah’ın mescidlerini, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır. 9/18 Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin yaptıkları gibi mi saydınız? Bunlar Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. 9/19 Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resûlü’nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini İslam’ı din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. 9/29 Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yerinizde ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten cayıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine göre, bu dünya hayatının yararı pek azdır. 9/38 Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten kaçınmak için senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir. 9/44 Senden, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister. 9/45 Sizden önceki münafıklar ve kâfirler gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de dünyaya ve zevke dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri amelleri boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır. 9/69 Allah’a and içiyorlar ki o inkâr sözünü söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkâr sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkâra sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah’ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka bir nedeni yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur. 9/74 Bedevilerden öyleleri de vardır ki, onlar Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve infak ettiğini Allah katında bir yakınlaşmaya ve elçinin dua ve bağışlama dileklerine bir yol sayar. Haberiniz olsun, bu gerçekten onlar için bir yakınlaşmadır. Allah da onları kendi rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. 9/99 Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah’ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. 10/64 İşte bunların, ahirette kendileri için ateşten başkası yoktur. Onların onda dünyada bütün işledikleri boşa çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz olmuştur. 11/16 Bunlar Allah’ın yolundan engelleyenler ve onda çarpıklık arayanlardır. Onlar, ahireti tanımayanlardır. 11/19 Hiç şüphesiz bunlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır. 11/22 Ahiret azabından korkan için bunda kesin ayetler vardır. O, bütün insanların kendisinde toplanacağı bir gündür ve o, gözlemlenebilen bir gündür. 11/103 Dedi ki “Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah’a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim.” 12/37 Ahiretin karşılığı ise, iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır. 12/57 Rabbim, Sen bana mülkten bir pay ve onu yönetme imkanını verdin, sözlerin yorumundan bir bilgi öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.” 12/101 Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette ki sınırsız mutluluk yanında geçici bir meta’dan başkası değildir. 13/26 Dünya hayatında onlar için bir azab vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Allah’tan kurtaracak hiçbir koruyucu da yoktur. 13/34 Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler veya onda çarpıklık ararlar. İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler. 14/3 Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. 14/27 Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir büyüklenmekte olanlardır. 16/22 Allah’tan Sakınanlara “Rabbiniz ne indirdi?” dendiğinde, “Hayır” dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. 16/30 Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür. Bilmiş olsalardı. 16/41 Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Allah’a aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. 16/60 Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah’ın da inkâr eden bir topluluğu hidayete erdirmemesi nedeniyledir. 16/107 Şüphesiz, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır. 16/109 Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır. 16/122 Ve şüphesiz, ahirete inanmayanlar için de acı bir azab hazırlamışızdır. 17/10 Kim de ahireti ister ve bir mü’min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır. 17/19 Onlardan kimini kimine nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür. 17/21 Kur’an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık. 17/45 Kim bunda dünyada kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha şaşkın bir sapıktır.’ 17/72 Kuranda Temizlik ayetleri, ”Temizlik’ Kelimesi ile İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da yıkayın. Eğer cünüpseniz temizlenin gusül edin; eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan hacet yerinden gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin hafifçe yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. Maide Suresi, 6 Hani Kendisi’nden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde güven ve kararlılık duygusunu pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı arz üzerinde sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. Enfal Suresi, 11 Elbiseni temizle. Müddesir Suresi, 4

temizlik ile ilgili 10 tane ayet